~~GEÇMİŞ hiç yaşanmamış gibi davransanda baştan yazamazsın~~

15/12/2009 - ~~SEvilMekTen KorkMAk~~

Kategori: YasaM

 

 

 

Bazen korkulan şey sevilmek değil, birisi tarafından sevilmenin getirecekleri ve götürecekleridir.
Sevmek kadar kolay değildir sevilmek!
Seven kişiye karşı sorumluluklar,yükümlülükler ekler insanın omzuna.
Hele de bu sevginin karşılığını veremeyecekse insan o zaman son derece doğaldır sevilmekten kaçması.
Sevmek nedir ki, ağlarsan kendi içinde ağlarsın, sevinirsen kendi içinde sevinirsin bireysel/platonik olarak da keyifle takılabilirsin.
Ama seviliyorsan işin rengi değişir, kafana göre davranamazsın (biraz olsun vicdan sahibiysen), yaptıklarının karşı tarafta yıkıcı etkiler oluşturabileceğinin bilincindesindir, parmak uçlarında yürümen gerekir kimi zaman.
Bu kadar külfeti de yüklenmek istemeyenler olabilir, hem hakkını veremeyeceğinden hem de karşısındakini üzmekten çekiniyorsa insan son derece doğaldır sevilmekten korkmak..

Sevmek kendine ait olabilir,ister seversin,ister sevmezsin.fakat sevilmek kendinle ilgili değildir.
Karşındaki insana beni sev veya sevme diyemezsin
Sevilmek karşındaki insanın senin için hissettikleridir
Bazen ne kadar kaçarsan kaç,ne kadar korkarsan kork,fayda etmez.

Sevilmişindir...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : Aşk,Sevgi,Terkedilmek,korkmak,sevmekten korkmak

24/11/2009 - ~~AŞk mı ~~

Kategori: YasaM


Belli ki çok beklemişiz birbirimizi Belli ki acıların süzgeçinden geçip öyle damlatmışız sevda damlalarını
birbirimizin üzerine Şimdi bundandır tedirginliğimiz Ama bilirsin, aşk sevmez tedirginliği
Ya tam açacaksın yüreğini, ya hiç yeltenmeyeceksin Grisi yoktur aşkın, ya siyahı, ya beyazı seçeceksin
Bambaşka diyarların sakini, başka başka yolların yolcusuyken nedir bizi karşılaştıran şey?
Nedir bir anda hayatımızı değiştiren şey? Aşk elbette

Aşkı bulmak zordur yar Öyleyse kıymetini bileceğiz aşkın Bir kez buldun mu yapışacaksın yakasına
Ellerini bir saniye bile ayırmayacaksın aşkın üstünden Bir çiçek gibi sulayacaksın Büyüteceksin
Öyle uzaktan bakmayla yaşanmaz aşk Ruhunu adayacaksın Beni düşündüğünde bedenin titreyecek,
ellerin titreyecek, yutkunamayacaksın Ayrılık fikri deli edecek seni Yokluğum aklına geldiğinde
bir taş gelip yüreğine oturacak, ağırlığının altında ezileceksin Yerinden kalkamaz hale geleceksin
Düşünemeyecek, konuşamayacak hatta ağlayamayacaksın

"Seni Seviyorum" dediğinde bunu sadece dilinle değil, yüreğinle, gözlerinle de söyleyeceksin
Ben, beni sevdiğini senin söylemenle değil gözlerine baktığım zaman anlayacağım Ancak o zaman inanacağım
Birlikteyken unutacaksın dünyayı Sadece bana ait olacaksın, ben de sana Birbirimizden başka hiçbir şeyin
önemi olmayacak Sana dokunduğumda kanın hızlı hızlı akacak Yüreğin deli gibi çarpacak
Nefes nefese kalacaksın Ve sanma ki senden farklı olacağım ben de Bin kilometre ötede olsan "gel" dediğinde,
koşacağım sana, merak etme

Bir tek gün bile bırakmayacağım elini Yanımda olmasan aklımda olacaksın,
baktığım her yerde seni göreceğim Ben aşktan bunu anlıyorum işte Sıradan olamadım hiç
Birkaç sevgi sözcüğüyle geçiştirilecek aşklar bana göre değil Yaşayacaksam, doya doya yaşamalıyım aşkı
Her hücreme girmelisin Aşk kaçağı değil, aşk mahkumu olmalısın Şimdi bırakalım tedirginliği bir kenara
Kenetlensin ellerimiz ve aşk bizi alsın kollarına

 

(Mehmet Coşkundeniz)

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : aşk,sevgi,hırs

18/7/2009 - ~~AteşBöceĞi~~

Kategori: YasaM







Düşünüyorum da,sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.

Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,naif yönlerimizin keşfedilmesi, cesaretsizliğimizin anlaşılması,korkularımızın paylaşılması

sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti.

Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.

Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.

Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden.

İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler.

Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.

Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk?

Kimse incitemiyor mu ?duygularımızı,

inançlarımızı, benliğimizi?

Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize.?

Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu ?gerçek kimliğimizi?

duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?

Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak.

Ne çıkar ateşböceği sansalar beni.?

Belki en hoyrat yürek bile ateş böceğinin o uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna

el kaldırmaya kıyamaz?

Güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi,korkaklığımı, sevgi isteğimi en insani yönlerimi

kayıtsızca sunabilsem bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup bir kuş gibi uçacağım özgürce.

Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine.

O da çözülecek belki.Samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince.

Oysa bir görebilsek bunu.

Kalmadı böyle insanlar demesek.

Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.

Kırılmaktan korkmasak.

İncinsek, yaralansak.

Ne olur bir darbe daha alsak.

Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu.

Denesek.

Risk alsak.

Yanılsak.

Fark etmez.

Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.

Ve kucaklaşsak yeniden.

Tıpkı eskisi gibi.

Ne olduğunu anlayamadığımız o on beş yıldan öncesi gibi.

O zaman fark edeceğiz.

Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.

Neler biriktirdiğimizi,kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.

Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.

Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.

Yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır.

Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.

Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.

Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.

Sevgiye çok ihtiyacımız var.

Ufukta kara bir kış görünüyor.

Ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri.

Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı.

Kurtulun bu yükten.

Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.

Yalnızlığa mahkûm ediyor bizleri.

Hem hepimiz bir yıldızız.

Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.

……………………………..Tagore

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : insan, ateşböceği, kaplumbaga, sıkıcı hayat, yalnızlığa mahkum

25/6/2009 - ~~Çok GARİp~~

Kategori: YasaM




kim bilir kim olduk

bu akşam bir valizi toplayıp, bir otobüse atlayıp burdan çekip gitmeme engel olan şeyin adı ne çok acayip..çok acayip değil, çok kötü.?

Shadowboxer zaman


bile bile göre göre
sustuklarımız kaçtıklarımız ne

düşündürmeden durmayan, uyku zaten uyutmayan
dilde kelâmsız, tende selamsız bu halimiz ne"

tuhaf oldu her şey.
çocuk kalmaya çalışırken büyüyen yanlarım ile, büyümeye çalışıp tökezleyen yanlarım geldi geldi birbirine vurdu ortada bir yerde.
yani neticede ne büyüyebildim, ne çocuk kaldım.
istemediğim tecrübeleri aldım, bunun sonucunda yanmaktan kurtulmak yerine bile bile yanar oldum.
eskiden en azından bilmediğimden olan bu yanma hali, yeni şekli ile topluluklar için salaklık adını aldı bu şekilde.
umursamak istemediğim şeyleri umurumda yapan ne bulamadım?
eskiden sahip olmadığım bu korku nereden geldi içime?
ne zaman kaybetmekten korkar oldum?

bu gerçekten çok tuhaf, eğer sahip olduklarından memnun değilsen, onları kaybetmekten yine de neden korkarsın? daha kötüsüne sahip olma korkusu sebebiyle elindekine şükretmeye alıştırılmış bünye. uyuşturulmuş.

ne istediğimi hiç unutmuyorum.
nerede olmak istediğimi, ne yapmak istediğimi hiç unutmuyorum.
harekete geçmek için neye ihtiyacım var, tamamen delirmeye mi?
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : saçma, kaçış, korku, kaçmak, yalnızlık

2/5/2009 - ~~Karmakarışığım~~

Kategori: YasaM

 




Gizlemek zordu içimi, zordu yaşamak! Koca bir heybe vardı içimde, içi hayal kırıklıklarıyla dolu, bir avuç dolusu umut vardı yüzümde, içimdeki heybenin ağırlığını hafifletmekten uzak!Yabancı kaldı yanıbaşımdakiler içimdeki hayalkırıklarına, hüzünün ağırlığı avuçlarımdaki umudun hafifliğini bastıramadı, ben "çoğumu azımda yaşattım hep", hüzünle...

"Karanlık bir odada, sesiz bir gece lambasında yazılan yazılarımın bana kattığı sadece bir başkasına anlatamadıklarım olarak kalacak. Bildiğim gibi yaşamak ve bilinen gibi yaşamak. Hangisi "beni saf bi "ben" olarak ortaya koyacaktı? Herkez bir şekilde sınanıyor. Evet belkide dünyada evet bende bu şekilde sınanıyorum ama anlatamıyorum ki"

anlatamadım...
sustu dilim...
kapandı gözlerim...
duymadı kulaklarım...
hissetmedi tenim...
sustum...
yazdım, yazdım, yine yazdım, yeniden yazdım...
sustum...
bir BEN olarak yaşamayı denedim. Birde yaşaması gereken BEN olarak yaşamyı denedim...
seyrettim...
düşündüm...
karar veremedim hangisi olmak yada olabilmek beni aydınlığa götürecek, göremedim...

Hangi kapıyı çalsam elimde bir avuç umut yüreğimde bir yığın hüzünle yüzüme kapandı hepsi... Kimisi "yer yok benim bahçemde hüzne" dedi, kimisi "benim acılarım bana yeter git başka kapıda ara yükünü boşaltabileceğin bahçeyi" deyip çarpıp yüzüme kapıyı beni içeri almayı reddetti...

"Sevdikce can veren içim kendimi hep yanlış sanmama sebep oldu. Hata bendeydi belkide ama neyaparsın susmayan bir yüreğe sahibim içimde kör kurşunlar ellerimde hedef tahtam birilerin şimdi en beklenmedik yerimden ateş etmesini bekliyorum..."

sonunda öğrendim acımıda, hüznümüde tekbaşıma taşıyabilmeyi...
yanıldım...
yanılmışım...
ne yalnızlığa alışabilmiştim ne de yükümü tek başıma taşıyabilmeyi öğrenebilmiştim... Kendimce seyir-eden bir yüreğim vardı benim, ne kadar acısada içim kanasada derinlerde biryerlerim hala umudu vardı yüreğimin... Bir avuç dolusu taşıdığım sandığım umutlarım, bir yürek dolusuydu ve ordaydı işte; yüreğimin tam orta yerinde...
Ben söküp atmadıkça bu yüreği, bile bilede olsa kendini atacaktı hüzünlerin ve acıların denizine; AŞKA!...

Birileri geldi, birileri gitti! Her yeni gelen sorular sordu, cevaplar aradı. Oysa benim verilecek cevaplarım yoktu, dilimden dökülmedi sözcükler, Bekledim biri ama mutlaka birgün biri çıkagelecekti ve o geldiği zaman ne bi sözcüğe ihtiyaç kalacaktı nede ardarda dizilmiş sözcük guruplarına. Anlayacaktı konuşmadan, sesimin tınısını bile duymadan bilecekti, hissedebilecekti, bir avuç dolusu umutla, içimdeki o tahrip gücü yüksek kasırgayı görmesi, görebilmesi, elini uzatabilmesi için sorgusuz sualsiz onu beklediğimi...
Beklenen gelmedikçe, içimdeki kasırganın şiddeti artmaya, içimde biryerler kırılıp dökülmeye başladı... Öylesine çok yandıki canım adımlarım ürkekleşti, bakışlarım donuklaştı, kaçmaya başladım kimden ve neden olduğunu bile bilmeden kaçmaya...
durdum...
farkettim...
sordum kendime, kaçmaya çalıştığım içimsıra taşıdığım hüznümmüydü yoksa sadece...


alıntı

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : yaşam, hüzün, karışık, hayat

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

"Tüm kırık dökük yanlarım,hatalarım beyazla taçlandırdığım kederli bir gülümseyişe armağan şimdi.Küçükken öğrenmiştim bir boyacıdan,"baktın ki kapatmıyor alttaki rengi kalınca beyaz sürüverisin,silinir öncekilerin izleri "demişti.Korkuyordum ruhumun rengini tekrar tutturamaktan.Hataların sararttığı yanlarımı bir ton açamamaktan.İşte o an içimin renklerinden geçip ruhumu unutkan bir beyaza teslim etme zamanıydı.Kederli bir gülümseyiş benden beyaza armağandı..."

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss

Kategoriler

Etiket Bulutu

Aşk Sevgi Terkedilmek korkmak sevmekten korkmak aşk sevgi hırs din şiir ilahi aşk sonsuzlu aşk ayrılık tükenme gökkuşağı su toprak insan ateşböceği kaplumbaga sıkıcı hayat yalnızlığa mahkum Kadın Acı Huzun Izdırap saçma kaçış korku kaçmak yalnızlık

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
nfkk
eftal85
nun06